Ana içeriğe atla

İtalyanca örnek cümleler

• Aki aspetta mi a Ankara. Ali beni Ankara’da bekliyor.
• İo aspetto ti a Roma. Seni Roma’da bekliyorum.
• İo Aspetto ti alla banca. Seni bankada bekliyorum. [la banca]
• Perche vai a Ankara? Niçin Ankara’ya gidiyorsun?
• Perche io abito a Ankara. Çünkü Ankara’da ikamet ediyorum.
• Dove abiti? Nerede ikamet ediyorsun?
• İo abito a İzmit. İzmit’te ikamet ediyorum.
• Dove aspetti mi? Beni nerede bekliyorsun?
• Aspetta ti alla fermata. Seni durakta bekliyorum. [la fermata]
• Aspetto ti a Ankara oggi. Bugün seni Ankara’da bekliyorum.
• Aspetto ti a Ankara domani.
• Aspetto ti a Ankara stasera.
• Aspetto ti a Ankara alle sei.
• Aspetto ti a Ankara mercoledi. Çarşamba günü seni Ank. bekli.
• İo non sono qua. (burada değilim.)
• İo sono qua. (buradayım)
• Aki aspetta mi a Ankara. Ali beni Ankara’da bekliyor.
• İo aspetto ti a Roma. Seni Roma’da bekliyorum.
• İo Aspetto ti alla banca. Seni bankada bekliyorum. [la banca]
• Perche vai a Ankara? Niçin Ankara’ya gidiyorsun?
• Perche io abito a Ankara. Çünkü Ankara’da ikamet ediyorum.
• Dove abiti? Nerede ikamet ediyorsun?
• İo abito a İzmit. İzmit’te ikamet ediyorum.
• Dove aspetti mi? Beni nerede bekliyorsun?
• Aspetta ti alla fermata. Seni durakta bekliyorum. [la fermata]
• Aspetto ti a Ankara oggi. Bugün seni Ankara’da bekliyorum.
• Aspetto ti a Ankara domani.
• Aspetto ti a Ankara stasera.
• Aspetto ti a Ankara alle sei.
• Aspetto ti a Ankara mercoledi. Çarşamba günü seni Ank. bekli.
• İo non sono qua. (burada değilim.)
• İo sono qua. (buradayım)
• Con chi parli? Kiminle konuşuyorsun?
• Con chi parla? Kimle konuşuyor?
• Con chi parla Ali? Ali kimle konuşuyor?
• Con chi parlete? Kimle konuşuyorsunuz?
• Ali parla con Ahmet. Ali, Ahmet ile konuşuyor.
• İo parlo con Ahmet. Ahmet ile konuşuyorum.
• İo parlo con te. Senle konuşuyorum.
• Tu parli con me. Benimle konuşuyorsun.
• Con che scrivi? Ne ile yazıyorsun?
• Scrive con la pena. Kalemle yazıyorum

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

divan edebiyatı kıyafetleri yüz okuma

Dış görünüşü, göz, saç rengini inceleyerek insanlann huylarına dair çıkarımlar yapan bilim Osmanlı'da "İlmü-I kıyafet'ül beşer" ve "İlmü'l feraset" adıyla anılır. Öte yandan, dış görünüşün iç dünyayı yansıtacağı fikri, Divan edebiyatında "kıyafet-name" denilen metinlerin hazırlanmasına yol açmıştır. XV. yüzyılda yaşayan Akşemsettin'in küçük oğlu Hamdullah Hamdi'nin Kıyafetna-me'si bu eserlerin en bilinenidir. XVIII. yüzyıl ozanı İbrahim Hakkı'nın Marifetname'si ise oldukça meşhur başka bir kıyafetnamedir. Kıyafetnameler, kumral, siyah saçları, siyah gözleri över. Bu özelliklere sahip kişilere akıllılık, sabır, zekâ gibi nitelikler yakıştırır. Küçük başı akıl azlığına, büyük başı zekiliğe, uzun dili budalalığa işaret gösterir. Parmaklar, dişler, burun, dil, dudaklar, tırnaklar, kulaklar, benler, saçlar, hatta tüyler, renk, şekil, kalınlık ve incelik bakımından anlamlandırılır. Kıya-fetnamelere göre güzellik öğesi sayıl...

Meryem Ana Kilisesi, Kılıçlar Kuşluk Kilisesi

Tokalı Kilisesinin arkasındaki sırtta, Açık Hava Müzesine yaklaşık 250m. uzaklıkta. Kılıçlar Kilisesi'nin güneyindeki dik yamaçta yer alır. Net enlemesine dikdörgen planlı farklı genişlik ve yükseklikteki iki beşik tonozla örtülüdür. Kilise aziz figürleri ve incil siklusu-nun dört sahnesini içermektedir. Sahneleri; Deesis, Bey tül I ahim e yolculuk, Doğum, îsa çarmıhta, Meryem'in ölümü ve aziz tasvirleri.

Destanların ortaya çıkış hikayesi

İnsanlar ilk çağlarda toplum ve doğa olaylarını anlamakta güçlük çektiler. Her ol onlara önce Tanrıyı düşündürdü: Gök gürlemesi Tanrının hiddetiydi. Yıldırımlj kasırgalar, susuzluklar Tanrının insanlara verdiği cezalardı, insanlar her doğa olj yını korkuyla karışık bir hayranlıkla izledi. Zengin bir hayal dünyası olan ilk insanlar, önemli gördükleri her olayı, olağanüst olay ve hayallerle süsleyerek birbirlerine anlattılar. Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, halk arasında yayılarak ortak bir eser haline geldi. Destanlan anlatan her yeni ağız destanlara yalnız bir olay değil, dil ve söyle yiş güzelliği de kattı. Destanlar, başlangıçta manzum oldukları, ezgiyle söylendikleri için halk dilinde uzun süre yaşayabildi. Özkırımlı'nın (1995) Tarih İçinde Türk Edebiyatı adlı yapıtında da belirttiği gibi: "Denilebilir ki, doğayla savaşımın ve toplum biçiminin, yine toplumun ortak düş gücüyle insanın zihninde sanatsal bir biçimde yoğrulması destanları doğurmuş; insanlar toplumun...